<$BlogMetaData$>



12/4/2007

<font color=green>deliler</font>

Birinci deli kara sevdalı

Elinde kağıt kalem

İri memeli, geniş kalçalı

Kadın resimleri yapıyor

Buruşmuş bir mektup avuçlarında

Hem ağlıyor, hem öpüyor.

 

İkinci deli tanrıya küskün

Çıkmış dinden imandan

Küfrediyor bütün gün

Kocaman kocaman elleri var

Bir tutuşta parçalayacak gökyüzünü

Bıraksa gardiyanlar.

 

Üçüncü deli zavallının biri

Bakışları bomboş

Cam gibi mavi gözleri

Bir yangında dört yıl önce

İki çocuğu yanmış cayır cayır

Çıldırmış karısı da ölünce.

 

Dördüncü deli bir eski zengin

Düşmüş, namerde muhtaç olmuş

Bir dilim ekmek için

Hala rüyasını görür geçen zamanların

Sekiz silindirli otomobillerin

Dağ gibi apartmanların.

 

Beşinci delinin aklı başında

Besbelli hayli dirsek çürütmüş

Büyük ümitler peşinde

Deli demeye bin şahit ister

Beğenmemiş gidişini dünyanın

Deli demişler.

 

                                       Ümit Yaşar Oğuzcan

Özel Arama

25/3/2007

<font color=green>sizin için</font>

sizin için insan kardeşlerim,

herşey sizin için

gece de sizin için, gündüz de;

gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;

ay ışığında yapraklar;

yapraklarda merak;

yapraklarda akıl

gün ışığında binbir yeşil

sarılar da sizin için pembeler de

tenin avuca değişi,

sıcaklığı,

yumuşaklığı

yatışdaki rahatlık,

merhabalar sizin için.

sizin için limanda sallanan direkler

günlerin isimleri,

ayların isimleri,

kayıkların boyaları sizin için.

sizin için postacının ayağı

testicinin eli

alınlardan akan ter,

cephanelerde harcanan kurşun.

sizin için mezarlar, mezar taşları

hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları,

sizin için,

herşey sizin için.

 

               orhan veli

 

 

Özel Arama

25/3/2007

<font color=green>gözlerin</font>

gözlerin gözlerin gözlerin,

ister hapishaneme gel, ister hastaneme

gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte

şu mayıs sonlarında öyledir işte

antalya tarafında ekinler sabah vakti.

 

gözlerin gözlerin gözlerin,

kaç defa karşımda ağladılar

çırılçıplak kaldı gözlerin

altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak

fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

 

gözlerin gözlerin gözlerin,

gözlerin bir mahmurlaşmaya görsün

sevinçli ve bahtiyar

alabildiğine akıllı ve mükemmel

dillere destan bir şeyler olur

dünyaya sevgisi insanın.

 

gözlerin gözlerin gözlerin,

sonbaharda öyledir işte kastaneleri bursa'nın

ve yaz yağmurundan sonra yapraklar

ve her mevsim ve her saat istanbul

 

gözlerin gözlerin gözlerin,

gün gelecek gülüm gün gelecek,

kardeş insanlar birbirlerine

senin gözlerinle bakacaklar gülüm,

senin gözlerinle bakacaklar.

 

                        nazım hikmet

 

Özel Arama

25/3/2007

<font color=green>seni düşünmek</font>

seni düşünmek güzel şey

ümitli şey

dünyanın en güzel sesinden

en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey

fakat artık ümit yetmiyor bana

ben artık şarkı dinlemek değil

şarkı söylemek istiyorum.

 

        nazım hikmet

Özel Arama

25/3/2007

<font color=green>bitirmek</font>

basmalar aldı anam

diktirip de giyemedi

tabaklar, kaşıklar, çatallar

sofra kurup yiyemedi

ne güzel de şeyler vardı dünyada

çarşılarda kaldı gözü isteyemedi

nasıl da severdi binip gitmeyi

köy köy, kent kent gezmeyi

yaylalarda bulut bulut süt sağmayı

kuzular emzirmeyi köpük köpük

gözlerini yuma yuma gülmeyi

ah nasıl da severdi - çeşme çeşme ağlamayı

kızdırınca sövmeyi - ah nasıl da severdi

sövmezse oynamayı - şıkır da şıkır

 anamı aldı ölüm

alıp götürdü

abece bilmezdi anam

okumayı bitirdi.

 

              hasan hüseyin

Özel Arama

25/3/2007

<font color=green>ben ölecek adam değilim</font>

kapımı çalıp durma ölüm

açmam

ben ölecek adam değilim

alışmışım bir kere gökyüzüne

bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar

sıkılırım

kuşlar cıvıldamazsa dallarında

yemişlerine doymadığım ağaçların

yağmur mu yağıyor

güneş mi var

farketmeliyim baktığım pencereden

deniz görünmeli çıksanm balkona

tamamlamalı manzarayı

karlı dağlarla, sürülmüş tarlalar

ekmekten olamam doğrusu

nimet bildiğim

sudan geçemem

tuzludur teneffüs ettiğim hava

nasıl dururum olduğum yerde

öyle upuzun yatmış

iki elim yanıma getirilmiş

hareketsiz

sükuta ram'olmuş

sanki devrilmiş bir heykel

ellerim ne der sonra bana?

utanmaz mıyım ayaklarımdan?

soğumuş kalbime ne cevap veririm?

kalkmalıyım

dolaşmalıyım

sokaklarda, parklarda

el sallamalıyım

giden gemilere, kalkan vapurlara

bilmeliyim

gölgelerin boyundan saatin kaç olduğunu

ıslık çalmalıyım,

türkü söylemeliyim yol boyunca

keyfimden ya da hüznümden

geçmiş günleri hatırlamalıyım

dalıp dalıp akarsuya

hayaller kurmalıyım, güzel geleceğe dair

yanımdan geçenler olmalı,

selam almalıyım.

robenson'u düşünmeliyim, galiplion'u

şükretmeliyim insanlar arasında olduğuma

nedir ki eninde sonunda ölüm?

ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

kapımı çalıp durma ölüm,

açmam;

ben ölecek adam değilim.

 

                                    cahit sıtkı tarancı

Özel Arama
bannerim
Hakkımda
Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım

Son Yorumlarım

Son Yorumlar

ziyaterçilerim
Gazeteler
Hava Durumu
Ziyaretçi defterim :))

Bağlantılarım

Template By
Free Blogger Templates
  • benyaziyorum free blogcu template
  • <$BlogTitle$>